Erma Bombeck kimdir? Erma Bombeck yazıları, sözleri

07.05.2022
Okuma Süresi: 4 dakika
A+
A-
Erma Bombeck kimdir? Erma Bombeck yazıları, sözleri

Erma Bombeck kimdir? Erma Bombeck yazıları, sözleri

Erma Louise Bombeck, 1965’ten 1996’ya kadar banliyö ev yaşamını anlatan sendika gazetesi mizah sütunuyla büyük popülerlik kazanan Amerikalı bir mizahçıydı. Ayrıca çoğu en çok satanlar haline gelen 15 kitap yayınladı. Amerikalı köşe yazarı Erma Bombeck, 22 Nisan 1996’da kanser sebebiyle hayatını kaybetti.

Erma Louise Bombeck, 1965’ten 1996’ya kadar banliyö ev yaşamını anlatan sendika gazetesi mizah sütunu için büyük popülerlik kazanan Amerikalı bir mizahçıydı. Ayrıca, çoğu en çok satanlar haline gelen 15 kitap yayınladı.

Amerikalı köşe yazarı Erma Bombeck, 22 Nisan 1996’da kanser yüzünden hayatını kaybetti. Kendisi, hayata karşı enteresan bakış açısı ve yazdığı komik yazılarla ünlüydü. Hiç de keyifli bir hayatı yoktu aslında; erken yaşta babasını kaybetmiş, fakirlik içinde büyümüş, hayatı boyunca da böbrek rahatsızlığıyla uğraşmıştı.

Zaman su gibi akıp geçiyor.”

Dünyanın en basit, en sıkıcı, en klişe; en gerçek cümlesi. Sıkıntılar hiç bitmiyor. Azalıyor, hafifliyor, bir süre kendini unutturuyor; ama en olmadık zamanda yeniden ortaya çıkıyor. Yaşarken bitmesin istediğimiz, sırf bu yüzden uykudan kaçtığımız geceler de bitiyor; tüm sıkıntıları unutturacak güzellikteki güneşli günler de. Ve hiç bir “an”, hiçbir zaman geri gelmiyor.

Bugün, hayatınızın son günü olduğunu bilseydiniz ne yapardınız? Ya da şimdi size sayılı günleriniz kaldığını söyleselerdi, kalan zamanı nasıl değerlendirirdiniz? Bu soruların hepsi boş, çünkü tek bir gerçek var; o da bir gün gerçekten yaşamakta olduğunuz hayatın sona ereceği. O gün gelmeden, “an”ın kıymetini bilmek; kötü zamanlar gelmeden de yaşadığımız “an”a şükredebilmek dileğiyle.

Bu sözlerimiz, ünlü köşe yazarı Erma Bombeck’in ölmeden önce yazmış olduğu yazının yanında koca bir hiç. Amerikalı köşe yazarı Erma Bombeck, 22 Nisan 1996’da kanser yüzünden hayatını kaybetti. Kendisi, hayata karşı enteresan bakış açısı ve yazdığı komik yazılarla ünlüydü. Hiç de keyifli bir hayatı yoktu aslında; erken yaşta babasını kaybetmiş, fakirlik içinde büyümüş, hayatı boyunca da böbrek rahatsızlığıyla uğraşmıştı. Ama o, hiçbir zaman “hayatını vücudunun yönetmesine” izin vermedi. Çalıştı, çabaladı; gazeteci oldu; evlendi, anne oldu. İşsiz kaldığı zamanlarda bile umudunu kaybetmedi. Bir gazetenin küçük bir köşesinde günlük hayat, annelik gibi konular üzerine yazılar yazmaya başladı. Tatlı ve esprili dili sayesinde yazıları, anında dikkat çekti ve sonrasında da birçok dergide yayınlandı. Onun yazılarında yer verdiği evlilik, annelik ve hayat üzerine sözleri; o gün bugündür herkes tarafından bilinir.

You cannot copy content of this page